Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında, İzmir-İstanbul Karayolunun kuzeyinde, İzmir'e 36 km uzaklıkta bulunan Manisa, Ege Bölgesi'nin önemli şehirlerinden biridir. Homeros'a göre ilk yerleşimin, Truva Savaşları'ndan dönen Magnetler tarafından M.Ö. XIV. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Hitit, Aka, Frigya, Lidya, Hellen, Roma ve Bizans egemenliklerinde yaşayan Manisa'nın antik çağdaki adı Magnesia'dır. 1313 yılında Saruhanoğulları tarafından Bizanslı'lardan alınan şehrin adı Manisa olarak değiştirilmiş ve Beylik merkezi haline getirilmiştir. Bu uygarlıklara ait yeraltında ve üstünde birçok kalıntı günümüze kadar ulaşmıştır.

Osmanlı döneminde 1437-1595 yılları arasında Şehzadeler tarafından yönetilen Manisa'da Şehzadeler ve aileleri tarafından cami, çeşme, imarathane, köprü, medrese ve benzeri birçok eser yaptırılarak şehir büyük ölçüde imar görmüş ve XIV. yüzyılda sosyal, idari ve ekonomik açıdan önemli bir merkez haline gelmiştir.

Günümüzde tarih ve doğal güzellikleri, ören yerleri, müzesi, Spil Dağı Milli Parkı ve Mesir Şenlikleri ile her geçen yıl daha fazla turistin ilgisini çekerken diğer yandan da Financial Times tarafından 2004 yılının Avrupa'da Geleceğin En Uygun Yatırım Kenti seçilen Manisa tarımsal, sanayi ve ticari açıdan da önemli illerimizdendir.

 

TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ

AĞLAYAN KAYA (NİOBE)


Kral Tanalos'un kızı olan Niobe, Thebai Kralı Amphion ile evlenir ve bu evlilikten 6 kız 6 erkek 12 çocuğu olur. Arkadaşı Tanrıça Leto'nun ise Apollon ve Artemis olmak üzere sadece iki çocuğu bulunmaktadır. Bir Leto Şenliği sırasında Niobe, kendisinin on iki çocuğu olduğunu oysa Leto'nun sadece iki çocuğu olduğunu söyleyerek övünür. Niobeyi kıskanan Leto, Apollon ve Artemis'e Niobenin çocuklarını öldürmelerini emreder, onlar da Niobenin on iki çocuğunu oklarıyla öldürürler. Niobe çocuklarının cesetleri başında günlerce ağlar. Sonunda Zeus Niobe'ye acır ve onun bu acısına bir son vermek için onu taş haline getirir. Bugün Spil Dağı kuzeybatı eteklerinde bulunan bu kaya, bölgede en çok ziyaret edilen yerlerden biridir.

 

KYBELE


Ana tanrıça Kybele birçok ülkede Kybele, Kybebe, Marienna, Artemis, Hepat ve Venüs gibi adlarla anılan uluslararası özelliğe sahip Anadolu kökenli bir tanrıçadır.
Manisa'ya 7 km. uzaklıkta, Spil Dağı eteğinde bulunan, Gediz Ovası'na dönük, oturmuş kadın şeklinde tasvir edilen rölyefinin Hitit döneminde yapıldığı sanılmaktadır.

 

 

MANİSA TARZANI


Asıl adı Ahmeddin Carlak olan Manisa Tarzanı 1899 yılında Bağdat'ta doğmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında Gaziantep ve Kilis cephelerinde savaşmış olup, İstiklal Madalyası sahibidir. Harpten sonra yaşamını doğa ve ağaç sevgisine adamış, bu sayededir ki İstiklal Savaşı sırasında yanan Manisa, birkaç yıl içinde yemyeşil olmuştur.

 

 

AİGAİ

Manisa'ya 49 km uzaklıktaki antik Aigai Heredot'un bahsettiği onbir Ailois kentinden biridir. 2004 yılında başlatılan 5 yıllık kazı programı çalışmaları devam etmektedir. Kalıntılarından, Aigai'nin tarihinin Bergama Krallığı dönemine kadar indiği ve Roma döneminde önemli bir ticaret merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Bu ören yeri İzmir-Çanakkale karayoluna yaklaşık 15 km. mesafede olup, Bergama-Şakran-Köseler Köyü üzerinden ulaşılabilir.


 

FİLEDELFİYA


Alaşehir, Bozdağ eteklerinde dar bir vadide bulunan antik Philadelphia şehri üzerine kurulmuştur. Hellenistik dönemden eski şehre ait kalıntılar, dış surların bir kısmı ve hristiyanlığın ilk çağlarına ait St. Jean Kilisesi'ne ait ayaklar ile şehrin güneyinde, Toptepe mevkiinde bulunan tiyatro kalıntıları ziyaret edilebilir.

 

 

BİN TEPELER (Kral Mezarları)

Marmara Gölü'nün güneyinde, Gediz Ovası'nın kenarında, yaklaşık 90 kadar tümülüs içeren Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İki büyük tümülüsün, Kral Alyattese ve Kral Gyges'e ait olsuğu sanılmaktadır. Tümülüslerin hemen hepsi ilk ve orta çağlarda soyulmuştur.


 

SART


İzmir-Ankara karayolu üzerinde Manisa'ya 70 km. Kadar uzaklıkta bulunan Sart, Lidya Devletinin başkenti idi ve M.Ö. 6. ve 7. yüzyıllarda, ekonomik ve politik büyük bir güce sahipti. Lidyalılar servetlerinin önemli bir kısmını şimdi Sart Çayı adıyla anılan Paktolos nehri civarındaki altın madenlerini işleterek elde etmişlerdir. Kral Midas da her dokunduğu şeyi altına çevirme gücünden bu nehirde yıkanarak kurtulmuştur.
Hellenistik döneme ait Artemis Tapınağı, Mermer Avlu-Jimnasyuö Kompleksi ve M.S. 17 yılındaki depremden sonra yapıldığı sanılan Synagog, Sart ören yerindeki görülmeye değer kalıntılardan bazılarıdır.


 

TEPE MEZARLIĞI

Muhtemelen Lidya döneminde kurulmuş olan Thyatira, Anitoküs'ün yenilgiye uğramasından sonra Selevküslerin eline geçmiş ve Bergama Krallığının bir parçası olmuştur. Roma Egemenliği sırasında hıristiyanlık burada yayılmış ve hıristiyanlığın ilk çağlarına ait, Ege Baölgesinde bulunan yedi kilisesinden biri burada yapılmıştır. Günümüzde Akhisar şehir merkezinde antik Thyatira'ya ait bazı kalıntıları görmek mümkündür.


 

SULTAN CAMİİ


14. Yüzyıında Kanuni Sultan Süleyman'ın Sancak Beyi olarak Manisa'da görev yaptığı sırada inşaatına başlanılan Sultan Camii ve Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan adına yaptırılmıştır. Sade bir mimariye sahip iki minareli iki minareli cami medrese, sübyan mektebi, ve imarethaneden oluşan külliye 1522 yılında tamamlanmış darüşşifa ile hamam daha sonradan ilave edilmiştir. Sultan Camii Mesir Şenliklerinin kutlandığı ve macunun halka saçıldığı cami olarak 'da ünlüdür.


 

MURADİYE CAMİİ

Klasik Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan Muradiye Camii 1583-1585 yıllarında, Sultan 3. Murat adına külliye olarak yapılmıştır. Proje Mimar Sinan'a aittir. Kesme taştan yapılmış olan ve iki zarif minaresi bulunan caminin çinileri, kalemişleri, vitrayları ve mermer mimberi Osmanlı süsleme sanatının en güzel örneklerindendir. Şehrin Sultanönü adıyla anılan semtinde bulununan külliyenin diğer bölümleri imarethane, medrese ve yıkılmış olan sübyan mektebidir. Medrese ile imarethane günümüzde Manisa Müzesi olarak kullanılmaktadır.






 

ULU CAMİ


Spil Dağı'nın kuzey yamacında bulunan Ulu Camii, 1366-1368 yıllarında Saruhan Bey'in torunu İshak Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Eski bir kilisenin yerine, bazı eski mimari parçalar da kullanılarak inşa edilmiştir. Ahşap oyma minber kapısı Manisa Müzesi etnoğrafya bölümündedir. 14. ve 15. Yüzyıllarda şehrin önemli yapılarından biri olan caminin batısındaki Fethiye Medresesi de İshak Çelebi tarafından 1378 yılında yapılmıştır. Medrese içinde bulunan türbede İshak Çelebi ve ailesi gömülüdür.


 

ÇEŞNİGİR CAMİİ

1474 yılında Fatih Sultan Mehmet'in azatlı kölesi Çeşnigir Sinan Bey tarafından yaptırılmıştır. Şehrin en eski camilerinden biridir.


 

HATUNİYE CAMİİ ve KÜLLİYESİ

Hatuniye Camii ve Külliyesi 1490 yılında Sultan 2. Beyazıt'ın eşi Hüsni Şah Sultan tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra 1497 yılında külliyeye gelir sağlamak amacıyla dükkanlar ilave edilmiştir. Medrese ve imarethane diğer bir çok Kurtuluş Savaşı'ndaki büyük yangında yanmıştır.



 

İVAZ PAŞA CAMİİ

1484 yılında İvaz Paşa tarafında yaptırılmıştır. Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan cami, çinileri ve ahşap minberindeki gometrik süslemeleri ile dikkati çekmektedir.

 


 

22 SULTANLAR TÜRBESİ



Şehir merkezinde bulunan türbe,kesme taş ve tuğla kullanılarak 14. yüzyılda yapılmıştır. Türbede bulunan 22 sanduka, Manisa'da valilik yapan bazı şehzadeler ile ailelerine aittir.



 

REVAK SULTAN TÜRBESİ

Çaybaşı Deresi yakınlarında bulunan türbe kesme taş ve tuğladan 14. Yüzyılda yapılmıştır. Kime ya da kimlere ait olduğu kesin olarak bilinmekle birlikte, 14. yüzyıldan beri Müslümanlar ve Hırıstiyanlar tarafından ziyaret edilmektedir.



 

YEDİ KIZLAR TÜRBESİ

Yedi Kızlar ve Niobe yakınlarında bulunan türbe 1371 yılında inşa edilmiştir. Türbede biri Revak Sultan'a ait olmak üzere üç sanduka bulunmaktadır.

 

SARUHAN BEY TÜRBESİ

Saruhan Bey 1313 yılında Regaip Kandili gecesi Manisa'yı Bizanslılardan alarak Bizans egemenliğine son verir. Beylik merkezi haline getirilen şehrin adı da Manisa olarak değiştirilir. O günden bu yana şehir sakinleri bu günü hem de Regaip Kandili olarak kutlamaktadırlar. 1348 yılında ölen Saruhan Bey'in Muradiye Camii'nin batısında bulunan türbesi torunu İshak Çelebi tarafından yaptırılmıştır.


 

 

MANİSA MÜZESİ

Sart ören yerlerinde çıkan eserlerin sergilendiği yer olması bakımından da önem arz eden Manisa Müzesi, Muradiye Camii'nin batısında, külliyenin medrese ve imarethane bölümlerinde yer almaktadır.

Arkeolojik eserlerin sergilendiği imarethane bölümünde; Bronz Çağdan Bizans Dönemi sonuna kadar heykel lahit gibi parçalar, salon kısmında, toprak kaplar, heykelcikler, mezar taşları, mozaikler, büstler, takılar , cam ve fildişi gibi diğer eşyalar ise yan odalarda görülebilir. Halkın gelenek, görenek, inanç ve yaşam biçimini yansıtan silah, giysi, ev eşyaları ve el yazmaları gibi etnografik eşyalar ise külliyenin medrese kısmında yer alan diğer bölümde görmek mümkündür.


 

KAPLICALAR


Manisa şifalı su kaynakları açısından da zengin illerimizden biridir. Tıbbi değeri olan ve tesisi bulunan termal kaynaklar ile faydalı oldukları hastalıklar şöyledir; Salihli Kurşunlu Kaplıcaları (kadın ve cilt hastalıkları, romatizma, lumbago, solunum sistemi rahatsızlıkları), Turgutlu Urganlı Kaplıcaları (siyatik, romatizma, kadın ve cilt hastalıkları), Kula-Emir Hamamları (Romatizma ve cilt hastalıkları).


 

YENİ HAN

Han'ın yapım tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Halk arasında Karaosmanoğulları tarafından 1825-1830'larda yaptırıldığı söylenir.
Han orta avlulu ve iki katlıdır. Güney, doğu ve batı cephelerine bitişik dükkanlar bulunmaktadır. Han doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Alt kat odaları avluya, üst kat odaları revaklara açılır. Güney cephede girişi bulunmamaktadır. Kuzeybatıdaki koridor develikle (ahırların yer aldığı mekan) bağlantıyı sağlayan geçiş koridorudur.

Alt katta yer alan dükkanlar bir duvarla ikiye bölünmüştür. Alt katta odaların iki bölümlü olması ve ocakların bulunmasından dolayı depo olarak kullanıldığı söylenebilir. İkinci kat dükkanların önünü yuvarlak kemerli revaklar çevreler. Üst katta, kuzey cephede sekiz, doğu, batı ve güney cephelerde yedi, birer de köşede olmak üzere toplam 33 dükkan yer almaktadır. Odaların bir kaçı hariç, tamamında ocak bulunmaktadır.
 

2001 yılında başlayıp, 2004 yılında tamamlanan restorasyon çalışmaları resorasyon pprojesine ve yapının orjinaline uygun olarak yapılmıştır. Günümüzde Yeni Han alışveriş ve kültür merkezi olarak kullanılmaktadır. Han'ın bugünkü kullanımından doğan ihtiyaca uygun olarak bazı mekanlar arasında geçişler sağlanmıştır.


 

GELENEKSEL MESİR ŞENLİKLERİ



1522 yılında Yavuz Sultan Selim'in eşi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan tarafında yaptırılan Sultan Camii, Sultan Külliyesi'ne dahildir. Külliyenin hamamında herkes parasız yıkanır, imaretinde fakirler doyurulurdu. Darüşşifada ise çeşitli hastalıklar tedavi edilmekteydi. Darüşşifanin ilk idarecisi Merkez Efendi tarafından hazırlanan ve terkibinde çoğu baharat olmak üzere 41 çeşit madde bulunan Mesir Macunu, saray doktorları tarafından hastalığına çare bulunamayan Hafsa Sultanı iyileştirmiş ve bu nedenle büyük ün yapmıştır.

Halk arasında ilaç şöhreti yapan ve ısrarla tercih edilen bu macun, zamanla halka dağıtılmaya başlamış, talebin daha büyük boyutlara ulaşması nedeniyle de daha sonraları Sultan Camii kubbe ve minarelerinden halka saçılmaya başlamıştır.

Halk arasında yaygın inanca göre, Nevruz günü bu macundan yiyenler bir yıl boyunca ağrı sızı çekmezler, yılan ve çiyan sokmalarından korunmuş olurlardı. Günümüzde Nevruz'un başlangıcı olan 21 Mart'ta başlayarak bir program dahilinde kutlanan şenlikler sırasında özellikle Mesir Macunu Saçım Töreni yerli ve yabancı turistler tarafından büyük ilgi görmektedir.


 

MEVLEVİHANE

Mevleviliği yaymak yaşatmak amacı ile 1368 yılında Saruhan Bey'in torunu İshak Çeşebi tarafından yaptırılmıştır. Spil eteklerinde bulunan bina 19. Yüzyıl sonlarına kadar Mevleviler tarafından kullanılmış, sonra kendi haline terkedilmiştir.


 

SPİL DAĞI MİLLİ PARKI

Şehrin hemen güneyinde yükselen Spil Dağı'nda yer alan Milli Park Manisa'dan 23 km'dir. 60 m. Yükseklikten başlayarak zirvede 1517 metreye ulaşan Spil Dağı şehre oranla 10-15 derece kadar daha serindir. Sandıkkale, Tantalos kalesi gibi arkeolojik, Kybele gibi mitolojik değerleri, mağara, in, kanyon, dolin gibi jeofizik formasyonları ve panoramik güzellikleri ile ülkemizin en güzel parklarından biridir. Spil Milli parkı laleleriyle ünlüdür. Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir devre adını veren lalelerin Spil Dağı'ndan götürüldüğü rivayet edilmektedir.

Milli Park'ın mutlak koruma sahası olan Seyirtepe çevresinde endemik bitki türleri, derin vadiler, kar ve rüzgarın şekillendirildiği yaşlı çam ağaçları bulunmaktadır. Bitki örtüsü yönünden zengin olan milli parkta 600m. yüksekliğe kadar kızılçam daha yukarılarda ise karaçam ve karışık olarak meşe, ardıç, çınar, laden, defne, berberis, kuşburnu ve yaban mersini bulunmaktadır. Yaban hayatı bakımından da keklik, tavşan, çakal, yaban domuzu ve birçok ötücü kuş cinsi parkta yaşayan hayvanlardır.

Milli parkın asıl yerleşim sahası olan Atalanı'nda piknik tesisleri, kamp alanı, 24 adet dinlenme evi, kır gazinosu, Atalanı Kır Kahvesi ve Çampınar Gazinosu devamlı hizmete açıktır. Konu ile ayrıntılı bilgi Milli Park Başmühendisliğinin aşağıda belirtilen adres ve telefonlarından alınabilir.

Milli Parklar Başmühendisliği
Doğu Caddesi
(Anadolu Lisesi Karşısı) MANİSA
Tel: +90 236 237 10 65
Faks: +90 236 237 10 63


 

HALICILIK
 


Kula,Gördes ve bazı Yunt Dağı köyleri 17. ve 18. yüzyıldan beri ülkenin önemli halıcılık merkezlerindendir ve bunlar taban halılarından ziyade seccadeleriyle ünlüdür. Manisa'nın ilçelerinden olan Gördes, 17. Ve 18. Yüzyılda Avrupa ve Amerika'dan bütün seccadelere "Gördes" denilecek kadar ünlü bir halıcılık merkezi idi. Ayrıca, Türkler tarafından bulunan dokuma tekniklerinden biri olan çift düğüm de literatüre "Gördes Düğümü" adıyla geçmiştir. Gördes seccadeleri 16.yüzyılda kurulmaya başlanan Bandırma, Bursa, İstanbul ve Kayseri gibi halıcılık merkezlerinde de örnek olarak kullanılmıştır. Gördes Seccadeleri günümüzde, düğümleri biraz daha irileştirilmiş olarak geleneksel tarzını korumaya çalışmaktadır. İlk kez 17.yüzyılda görülen Kula Seccadeleri de çift düğüm tekniği ile dokunmakta ve desenlerine göre Kömürcü, Kula, Manzaralı Kula gibi adlarla anılmaktadır. Manisa'nın kuzeyinde bulunan Yunt Dağı Yaylasında 19.yüzyıllarda yerleşik düzene geçen Türkmen aşiretleri tarafından kurulan 60 kadar köy bulunmaktadır. Bu köylerin bazıların da kilim dokumacılığı el sanatlarından biri olarak hala sürdürülmektedir, bu halılar saf yün doğal boya ve geleneksel desenler kullanılarak üretilmektedir.


 

KULA EVLERİ

İzmir - Ankara yolu üzerinde bulunan Kula, tarihi evleri ile ünlüdür. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan ve yöre halkının ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yapılmış olan evler, 18. ve 19. yüzyıl yapısıdır. Özellikle ahşap süslemeleri dikkati çekmektedir.


 

SOMA, DARKALE-TARHALA

İTarihi Bergama Krallığı Dönemine kadar inen köyün eski adı Tarhala adının Darkale olarak değiştirilmesinin ise Selçuklular döneminde olduğu Salname-i Osmani'den anlaşılmaktadır. Darkale 19. yüzyıl Osmanlı Dönemi'ni hatırlatan set üzerine yapılmış manzaralı evleri, dar sokakları ve Kırkoluk Camii, Minereli Camii, Bedesten'i, hamamı ile görülmeye değer yerlerden biridir.
 

 

 

 
   
Copyright©2011 MANİSASPOR KULÜBÜ Manisaspor Kulübü Resmi Web Sitesi | Sitede bulunan yazılı ve görsel içerikler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.